Şehrin Baladı

Ey şehir; herşey gibi beni sana bağlayan, guzel olman değil benim olman. Cunku yollari damar damar olan ve icinde akar gibi dolastigim tek sensin.

Ey şehir; ey işareti elyazim olan turkuaz etekli yosma. Sokagindaki izimdendir şakagimdaki sızım.

Ey Şehir; Sonsuz konuguyum ben senden uzakların, yol sordugum seyyahlar susup alevlerle dokunarak sırtima yuzunden bir kıble gösteriyorlar bana. İbadet seyrinden ibaret.

Ey Şehir; Gün batımlarında tanrının kınalı elleriyle dağlarını okşadığı şanslı. Ayrılırken gece, sabahın sevinciyle acıyı iyileştiren iyimser. Bilgelik zamanı anne gibi, sarhoşluk zamanı sevgili gibi gülen bin yüzlü yar. Yokluğun yok çok şükür kocamansın, özlemin var eyvaah küçücüğüm.

Ey şehir; uyan! Isın ve gurultu yap. Cunku sadece uykun bana emanet degil.

Ey şehir; benimligini senin dahi bilmedigin gunler bitti. Sen artik son seyredecegim “film şeridinin” cekildigi yersin. Denizi olan butun sehirler gibi kadin, daglari olan butun yerler gibi ersin.

Ey Şehir; Terimin biriktiği güneşli kase. Sıcağının şaşkınlığıyla kanımı donduran, yağdığında tenimi kurutan büyü, adımlarım seni okşamayacak, sesim seni doldurmayacak bir gün. Gölgesi az çayırlarının birinde kanım çiçeklerine başka renklerde dolacak. Ey şehir fısılda kulak zarım çatlayana kadar…

(Visited 28 times, 1 visits today)

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir